Engelliler ve Yaşam
   
 
  Vermek yerine öğretelim
VERMEK YERİNE ÖĞRETELİM
Onlara balık verme yerine, tutmayı öğretmeliyiz.. (Konfiçyus)
Bizler engelli hakları, engelli hakları diye ne kadar bağırır, çağırırsak umut ediyoruz ki, yavaşta olsa bazı taşların zamanla yerine oturduğu ve oturacağına inanıyoruz, çünkü biz toplum olarak birbirini seven en güzel, en sevgi dolu ve yüreği merhametle yüklü insanlara sahibiz…
Ülkemizdeki nüfusun hatırı sayılır bir kesimini engelli ve özürlü bireylerimizin oluşturmaktadır. Engelli bireylerimizin, ülke nüfusuna oranının bu kadar çok olmasına rağmen çok az bir kısmı eğitim imkânlarından faydalanabilmekte.
Oysa Avrupa’ ülkelerinde engelli bireylerin tamamı eğitimin bütün olanaklarından faydalanmakta, hatta gerektiğinde eğitim imkânı engelli bireylerin ayağına kadar götürülmektedir. Ve bizde ise bir engelli ne kadar istese de, içinde bulunduğu engeli yetmiyor gibi onlarca engelle karşı, karşıya kalıyor. Bu durum bizim büyük bir ayıbımızdır!
Bu noktada, eğitimde fırsat eşitliği derken, bunu tekrar, tekrar düşünmemiz gereklidir.
Bu ilkelere, ne kadar dikkat edip önemsediğimizi oturup düşünmeli ve bu konunun gereğini yerine getirmek için neler yapmamız gerektiğini plânlamalıyız ve karara koymalıyız.
Günlük yaşamınızda her hangi bir yerlerde engelli kişilerle mutlak karşılaşıyorsunuzdur. Etrafındakilere derdini anlatmaya çalışanları, tekerlekli sandalye ile kaldırımları ve pek çok engelleri aşmak için bin bir güçlük ve zahmet çekenleri, garip hallerine bakarak kimi zaman güldüğümüz kişileri.
 İşte bu kişilerin ne gibi dertleri, sıkıntıları var? Acaba demeden, eğitim görüyorlar mı, eğitim görmeleri için neler yapmak gerekir demeden, bunu hiç düşündünüz mü? Acaba veya da, düşünenler kaç kişiyi bulur.
Engelli bireylerimizi (kişilerimizi) topluma kazandırmak ve hayatlarını kolaylaştırabilmek için inanın küçük, büyük bütün bireylerin yapabileceği pek çok şey vardır diyebiliriz). Örneğin; yeni yetişen çocuklara karşı bilinçli bir şekilde, öğretip engellinin de onun gibi bir insan olduğunu aşılamak gibi.
 İkinci ve en önemli olan gerçeğimiz ise, her zaman deyinilen bir konudur; çevre düzenlemelerinin engelli bireylere uygun şekilde yapılması, günlük yaşamımızda sürekli kullandığımız alışveriş merkezlerinin engelli bireylere uygun olarak tasarımlamak, trafik ışıklarına kurulan sesli düzeneklerin yaygınlaştırılması engelli bireylerimizin hayatlarını küçük bir nebze de olsa kolaylaştıracaktır.
Eğer engelli bireylerimize yardımcı olmak, ellerinden tutmak istiyorsak, onlara acıyarak yaklaşma yerine; Konfiçyus’un dediği gibi onlara balık verme yerine, balık tutmayı öğretmeliyiz.
Engellilerin beceri ve yetenekleri doğrultusunda iş imkânı sağlayarak onları üretken ve verimli hâle getirebiliriz. Her konuda eğitip / öğretebilirsek bu onlar için daha kalıcı ve verimli bir hal alacaktır…
Sevgilerimle.
 
 
                                                                                      Aysel oturak
Selma Gürbey Taşdelen
 
17.10.1970 İstanbul/Şişli doğumlu Selma Gürbey Taşdelen, 1983 yılında geçirdiği ameliyat sonucu, ortaokul son sınıfa geçtiği yıl %80 engelli olmuştur.
*
Engellerden dolayı okulu yarım bırakmak zorunda kalmıştır. Fakat 1995 yılından sonra iş hayatının içine girmiş, çalışırken bir yandan da dışarıdan okulunu okumuştur.
*
Anadolu Üniversitesi AOF Halkla İlişkiler mezunu ve Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi son sınıf öğrencisidir.
*
Kamuda Halkla İlişkiler Uzmanı olarak çalışmaktadır.
*
Evli ve bir çocuk annesidir.
*
Tekerlekli Sandalye kullanıyor olmasına rağmen sosyal hayatın içinde aktif olarak yer almakta ve kendi gibi engelli arkadaşlarına yardımcı olma gayretiyle birçok sosyal doku projesi içerisinde yer almaktadır.
Reklam
 
Emine Zaimoğlu Yapıcıer
 
Emine Zaimoğlu Yapıcıer 21/12/1971 doğumlu. Nişantaşı Rüştü Uzel Kız Meslek Lisesi resim bölümünü okudu. Resime olan düşkünlüğü çocukluk yıllarında başladı duygularını iç dünyasındaki heyecanını tuvale yansıtarak kendini ifade etti. Konuşmadan anlatabileceği hislerini mutluluğunu bazen de içindeki kaosu hayata haykırabileceği tek araç olarak gördü. Asrın çocuk evinde iki dönem resim öğretmenliği yaptı. Türkiye genelinde yapılan resim yarışmasında okuluna birçok ödül kazandırdı.
*
% 60 görme kaybı yaşayınca hayata ve tüm çevreye küstü ,onu tuvale bağlayan yegane neden doğanın renklerini silik görmek hissettiği en kötü duyguydu. Çok değerli arkadaşlarının ve ailesinin yardımıyla seramik yapmaya başladı. Bu yeniden hayata başlamanın ilk adımı oldu.
*
Birleşik Fon Bankasında çalışan Emine Zaimoğlu hem iş hayatındaki başarısı hem de hafta sonları kendi geliştirdiği yöntemle resim yaparak tüm olumsuz düşünceleri yok edileceğinin bir örneği olarak kendini gösteriyor.
*
Hayatta başarılamayacak hiçbir şey yoktur sadece yaşamı sevmek gerekir diyen sanatçının asıl amacı resimlerin satılıp; bunların gelirini görme engelli olan sağlığına kavuşabilecek maddi durumları olmayan ailelere yardım edebilmek.…
*
”Bir kitapta sen oku” kampanyasında kendi seslendirdiği şiir,hikaye ve makaleleri bulunan sanatçı tüm duyarlı insanlara seslenerek ”bir kitapta sen oku” kampanyasına davet ediyor..
 
Bugün 5 ziyaretçi (55 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Engelliler ve Yaşam