Engelliler ve Yaşam
   
 
  Yirmibeş Yıl Sonra Yine Yeniden En Baştan

 


 

İki ablam ve ben ilk kez Rize’ye gidiyorduk . Oradaki arazilerimizi, evimizi, babamın ve annemin yaşadıgı yerleri şimdi bizde ilk kez görecektik..
… Yaşım henüz oniki…

Sabah erken saatlerde bir bayan belirdi evimizin avlusunda. Yanakları pembe pembe adı gibi pembe teyze-‘’gözün aydın kızların geldi.

Öğlenden sonra işlerimiz hafiflesin hamsili ekmek yaparız benimkilerde tanışsın senin güzel kızlarınla’’dedi.

Öğlenden sonra üç güzel genç kız ve pembe teyze ellerinde köy ekmeğiyle avlumuzda belirdi.

Annem çayı çoktan koymuştu. O dönemlerde çalı çırpıyla yakılan ve odunlarla kor olmuş ocaklardaki ateşin is yaptıgı çaydanlık siyahlaşmış ama içindeki çayın şimdikilerden farklı enfes lezzeti bir başkaydı.

Hamsili ekmek, tarladan koparılmış salatalıkla yemenin lezzetini ilk o yıllarda tattım ve yöremizin aslında ne güzel yemek kültürü olduğunu o yıllarda öğrendim. Çardakta oturmanın keyfini, erik ağacının dallarında milyonlarca mayhoş eriğin bize doğru sarkmasını o yıllarda Allahın bize ne büyük nimetler verdiğini öğrendim.

Köy hayatının güzelliğini, bakir kalmış yeşilliğini, derenin içindeki çeşit çeşit balıkların ve parlayan taşların değerini de o yıllarda gördüm..

Karadeniz insanının sıcaklıgını ve o kadarda hareketli olduklarını o dönemde tanıdım..Esprili güler yüzlü, çocukluğun ve genç kızlığın ilk adımlarını, kalbimizde kötülük kırıntılarının bile bulunmadığı harika arkadaşlıkların ilk tohumlarını o dönemde yaşadım.

Birsen, Ayşe ve Lütfi’ye üç kız kardeş ile ilk kez tanışmamıza rağmen ne güzellikler paylaştığımızı, güzel bir yaz tatilinin bu denli unutulmayacağını, şimdiki yaşımda ne çok özlediğimi anladım.

Ayşe ve benim ciyak ciyak kuyruğuna basılmış kedi gibi çıkan sesimizle söylediğimiz türküler hala hafızamda , beni güldüren güzel karelerden bazıları… Bizi gülme krizine sokan Birsen’in esprilerini ve daha bir abla olan Lütfiye’nin bizimle ilgilenmesi…

Mısır tarlasında kendimize piknik alanı yapıp yerdeki toprakla haşır neşir olmak ne keyif vericiydi. Altımıza serecek kilime gerek duymadan tamamen doğal toprakta oturmak.

Rize’ye özgü tekerlek peyniri, yanıbaşımızda duran salatalık tarlasından kopardığımız atiçileri , köy ekmeğinin lezzetini, armut savaşlarımızı, pembe teyzenin o güzel elleriyle hazırladığı koyu ayranını, televizyonumuzun olmamasının pekte önemli olmadığı ve roman okumayı o dönemde sevdiğimi, geceleri sokak lambasının sadece ay ışığının olması, çakalların sabaha karşı uluma sesleri. ve annemizi asla üzmeyeceğimiz fazlaca isteklerimizin olmayışı…..

Şimdi geriye dönmenin mümkün olmadığı birçok sevdiğimizi kaybettiğimizi öğrenmek kalbimi acıtsa da bizimde onların yanına gideceğimizi bilerek biraz olsun mutlu hissettiriyor beni… Ölümü her canlı tadacaktır.

Her kardeşin yıllar sonra yollarının ayrıldığı Leyla’nın, Aycan’ın, Birsen’in, Ayşe’nin, Lütfiye’nin farklı hayat yollarında olduğu, o güzel yıllar şimdi çok gerilerde sadece güzel anılar olarak kaldı hafızalarımızda.

Yirmibeş yıl sonra bir facebook sitesinde bize ulaşan Birsen’e sonsuz teşekkür ediyorum. Beni çocukluğuma geri götürdüğün için…

Birsen’cim; biz seni bıraktığımız gibi, yine içten, yine sıcak ve yine yüzünde gülümseme eksik olmadan karşımızda bulduk ..Yıllar yüzümüzü değiştirmiş olsa da kalbimiz hep o eski çocuksu heyecanla dolu..

Seninde o güzel kalbinde hep sevgi ve sevenlerinle dolu olsun

Sevgiyle
EMİNE ZAİMOĞLU YAPICIER

Selma Gürbey Taşdelen
 
17.10.1970 İstanbul/Şişli doğumlu Selma Gürbey Taşdelen, 1983 yılında geçirdiği ameliyat sonucu, ortaokul son sınıfa geçtiği yıl %80 engelli olmuştur.
*
Engellerden dolayı okulu yarım bırakmak zorunda kalmıştır. Fakat 1995 yılından sonra iş hayatının içine girmiş, çalışırken bir yandan da dışarıdan okulunu okumuştur.
*
Anadolu Üniversitesi AOF Halkla İlişkiler mezunu ve Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi son sınıf öğrencisidir.
*
Kamuda Halkla İlişkiler Uzmanı olarak çalışmaktadır.
*
Evli ve bir çocuk annesidir.
*
Tekerlekli Sandalye kullanıyor olmasına rağmen sosyal hayatın içinde aktif olarak yer almakta ve kendi gibi engelli arkadaşlarına yardımcı olma gayretiyle birçok sosyal doku projesi içerisinde yer almaktadır.
Reklam
 
Emine Zaimoğlu Yapıcıer
 
Emine Zaimoğlu Yapıcıer 21/12/1971 doğumlu. Nişantaşı Rüştü Uzel Kız Meslek Lisesi resim bölümünü okudu. Resime olan düşkünlüğü çocukluk yıllarında başladı duygularını iç dünyasındaki heyecanını tuvale yansıtarak kendini ifade etti. Konuşmadan anlatabileceği hislerini mutluluğunu bazen de içindeki kaosu hayata haykırabileceği tek araç olarak gördü. Asrın çocuk evinde iki dönem resim öğretmenliği yaptı. Türkiye genelinde yapılan resim yarışmasında okuluna birçok ödül kazandırdı.
*
% 60 görme kaybı yaşayınca hayata ve tüm çevreye küstü ,onu tuvale bağlayan yegane neden doğanın renklerini silik görmek hissettiği en kötü duyguydu. Çok değerli arkadaşlarının ve ailesinin yardımıyla seramik yapmaya başladı. Bu yeniden hayata başlamanın ilk adımı oldu.
*
Birleşik Fon Bankasında çalışan Emine Zaimoğlu hem iş hayatındaki başarısı hem de hafta sonları kendi geliştirdiği yöntemle resim yaparak tüm olumsuz düşünceleri yok edileceğinin bir örneği olarak kendini gösteriyor.
*
Hayatta başarılamayacak hiçbir şey yoktur sadece yaşamı sevmek gerekir diyen sanatçının asıl amacı resimlerin satılıp; bunların gelirini görme engelli olan sağlığına kavuşabilecek maddi durumları olmayan ailelere yardım edebilmek.…
*
”Bir kitapta sen oku” kampanyasında kendi seslendirdiği şiir,hikaye ve makaleleri bulunan sanatçı tüm duyarlı insanlara seslenerek ”bir kitapta sen oku” kampanyasına davet ediyor..
 
Bugün 1 ziyaretçi (82 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Engelliler ve Yaşam